<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Test Page for dc-encounter.com &#38; InterWorx-CP</title>
	<atom:link href="http://www.dc-encounter.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dc-encounter.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Apr 2012 06:29:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.3</generator>
		<item>
		<title>Mete Horozoğlu baba oldu</title>
		<link>http://www.dc-encounter.com/mete-horozoglu-baba-oldu</link>
		<comments>http://www.dc-encounter.com/mete-horozoglu-baba-oldu#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Apr 2012 06:29:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[Horozoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Mete]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Öyle bir mutlu oldu ki Geçen haziran ayında reklamcı Elif Sönmez ile yaşamını birleştiren “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” dizisinin Soner’i Mete Horozoğlu baba oldu “Nefes” filminde canlandırdığı komutan karakteriyle ünlenen Horozoğlu’nun oğlu oldu. Evlendikten birkaç ay sonra eşinin hamile olduğunu öğrenen ve mutluluktan havalara uçan Horozoğlu, Maslak Acıbadem Hastanesi’nde gerçekleşen doğumla dünyaya gelen bebeğine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öyle bir mutlu oldu ki<br />
Geçen haziran ayında reklamcı Elif Sönmez ile yaşamını birleştiren “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” dizisinin Soner’i Mete Horozoğlu baba oldu</p>
<p><span id="more-223"></span> “Nefes” filminde canlandırdığı komutan karakteriyle ünlenen Horozoğlu’nun oğlu oldu. Evlendikten birkaç ay sonra eşinin hamile olduğunu öğrenen ve mutluluktan havalara uçan Horozoğlu, Maslak Acıbadem Hastanesi’nde gerçekleşen doğumla dünyaya gelen bebeğine Ali ismini verdiklerini açıkladı. Çiftin bebek sevincini oyuncu arkadaşları da twitter’dan kutladı. Oyuncu İlker Kızmaz “Ali geldi”, Şahin Irmak “Aha yeğen dünyaya geldi. Mete Horozoğlu baba oldu” diye yazdı.  </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dc-encounter.com/mete-horozoglu-baba-oldu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Can Bonomo, Yunan rakibiyle buluştu</title>
		<link>http://www.dc-encounter.com/can-bonomo-yunan-rakibiyle-bulustu</link>
		<comments>http://www.dc-encounter.com/can-bonomo-yunan-rakibiyle-bulustu#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Apr 2012 08:33:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bonomo,]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[Can]]></category>
		<category><![CDATA[rakibiyle]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Yunan rakibiyle dostluk mesajı Önümüzdeki ay Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenecek olan Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil edecek olan Can Bonomo, Yunan rakibiyle buluştu Bonomo geçen akşam TRT’de yayınlanan ve Şevval Sam’ın sunduğu programa Yunanistan’ın Eurovision temsilcisi Eleftheria Eleftheriou ile beraber konuk oldu. Eleftheriou, Bonomo’nun “Love Me Back” isimli şarkısı gibi kendi şarkısı “Afrodizyak &#8211; Aphrodisiac”ın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yunan rakibiyle dostluk mesajı<br />
Önümüzdeki ay Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenecek olan Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil edecek olan Can Bonomo, Yunan rakibiyle buluştu</p>
<p><span id="more-222"></span> Bonomo geçen akşam TRT’de yayınlanan ve Şevval Sam’ın sunduğu programa Yunanistan’ın Eurovision temsilcisi Eleftheria Eleftheriou ile beraber konuk oldu. Eleftheriou, Bonomo’nun “Love Me Back” isimli şarkısı gibi kendi şarkısı “Afrodizyak &#8211; Aphrodisiac”ın da Akdeniz ve Doğu ezgileri taşıdığını söyledi. Bonomo’nun şarkısındaki “Haydee” sözünün Yunanistan’da da çok kullanıldığını belirten Eleftheriou, Bonomo’yla birbirlerine şans dileyip dostluk mesajı verdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dc-encounter.com/can-bonomo-yunan-rakibiyle-bulustu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu organizasyona ilk defa bu kadar kalabalık bir kadroyla gidiyoruz</title>
		<link>http://www.dc-encounter.com/bu-organizasyona-ilk-defa-bu-kadar-kalabalik-bir-kadroyla-gidiyoruz</link>
		<comments>http://www.dc-encounter.com/bu-organizasyona-ilk-defa-bu-kadar-kalabalik-bir-kadroyla-gidiyoruz#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 07:11:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[defa]]></category>
		<category><![CDATA[gidiyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[gönderiyor’]]></category>
		<category><![CDATA[kadar]]></category>
		<category><![CDATA[kadroyla]]></category>
		<category><![CDATA[kalabalık]]></category>
		<category><![CDATA[organizasyona]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Olimpiyat tarihimizde 52 yıl sonra bir ilk Türkiye bu yıl Londra’da gerçekleşecek Paralimpik Oyunları’na 67 engelli sporcuyla katılıyor. Bu organizasyona ilk defa bu kadar kalabalık bir kadroyla gidiyoruz Londra’da yapılacak Olimpiyat Oyunları’nın başlamasına 110 gün kaldı. Aslında geri sayıma başlamak için henüz erken gibi görünebilir ama söz konusu olay dört senede bir düzenlenen ve tüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Olimpiyat tarihimizde 52 yıl sonra bir ilk<br />
Türkiye bu yıl Londra’da gerçekleşecek Paralimpik Oyunları’na 67 engelli sporcuyla katılıyor. Bu organizasyona ilk defa bu kadar kalabalık bir kadroyla gidiyoruz</p>
<p>Londra’da yapılacak Olimpiyat Oyunları’nın başlamasına 110 gün kaldı. Aslında geri sayıma başlamak için henüz erken gibi görünebilir ama söz konusu olay dört senede bir düzenlenen ve tüm dünyada takip edilen bir spor etkinliği olunca bu heyecanının şimdiden başlaması normal. Olimpiyat oyunlarına geri sayımın başlaması paralimpik oyunlara da geri sayımın başladığı anlamına geliyor. Çünkü engelli sporcuların yarıştığı paralimpik olimpiyatlar olmadan olimpiyat oyunları da düzenlenemiyor. Paralimpik oyunlar olimpiyat bitiminden iki hafta sonra yine aynı şehirde gerçekleşiyor. Bu, birçokları tarafından bilinmeyen bir durum çünkü paralimpik oyunlar genelde olimpiyat oyunlarının gölgesinde kalıyor. Ancak bu yıl durum değişecek gibi görünüyor çünkü Türkiye 1960’tan beri bir takım sporuyla olimpiyat oyunlarına da paralimpik oyunlara da katılmamıştı. Tekerlekli sandalye basketbol takımımız bu yılki olimpiyatlara katılmaya hak kazanarak bir ilki gerçekleştiriyor. Onların bu başarısını engelli futsal (salon futbolu) ve goalball (çıngıraklı top) takımlarımız izliyor. Atıcılık, judo, atletizm gibi bireysel spor branşlarındaki sporcularımızla birlikte paralimpik oyunlara katılan engelli sporcularımızın sayısı toplamda 67.<br />
<span id="more-221"></span>İlk kez bu kadar çok sayıda sporcuyla katıldığımız Paralimpik Oyunlar öncesinde parmak izi ve giysi provaları için Ahmet Cömert Spor Salonu’nda toplanan engelli sporcularımızla buluşuyorum. Aralarında ikinci kez olimpiyatlara katılanlar da var ama çoğu için bu bir ilk olacak. Kendileriyle gurur duyuyorlar ve çok mutlular. Ama bugünlere gelmelerine yardımcı olanları da unutmuyorlar, hepsinin uzun teşekkür listeleri var. Hepsi farklı hikayeler anlatıyor ama bu hikayelerin ortak yanı sporun hayatlarına kattığı güzellikler.</p>
<p>“Başta gitmek istemedim ama ilk kez topu potaya atınca olay başka bir boyuta geldi” Fikri Gündoğdu (Tekerlekli sandalye basketbol)<br />
<!--more--><br />
* 2003’ten beri basketbol oynuyorum. Galatasaray’dayım, aynı zamanda milli sporcuyum.<br />
* Engelim doğuştan değil. 17 yaşındayken kuzenimle birlikte silahla oynarken vuruldum.<br />
* Hastane döneminden sonra ne yapabilirim diye düşünürken annem bana bu öneriyle geldi. Vurulduğum sene Ordu’da Engelliler Spor Kulubü kuruldu. Başta gitmek istemedim. Çünkü insan bir anda yürüyemeyince ister istemez farklı bir psikolojiye giriyor. Ama salona girip topu potaya atınca olay bambaşka boyutlara geldi. İyi ki başlamışım.<br />
<!--more-->* Araba alma imkanım yoktu. Hiç unutmam, çok sevdiğim arkadaşım Adem ile dışarıda dizin üstüne kadar kar varken o beni arkamdan iterdi tekerlekli sandalyeyle, antrenmanlara gitmeye çalışırdık. Antrenmana geç kaldım diye ceza almıştım.<br />
* Bu spor Türkiye’de 96’da başlamış ama kendi aralarında haftada bir toplanıp maç yaparlarmış. 2000’lerin başında lig başlamış. İlk zamanlarda, hastanede kullanılan o kocaman sandalyelerle yaparlarmış.</p>
<p>“Dünyanın dört bir yanına yanımda kimse olmadan seyahat edebiliyorum” İsmail Ar (Tekerlekli sandalye basketbol)<br />
<!--more--></p>
<p>* 14 yaşındayken 17 Ağustos depreminde omurilik felci oldum. Yalova’da yeni bir takım kuruluyordu. Babama haber vermişler. 20 yaşında Yalova’da basketbola başladım. İki sene sonra Galatasaray’a transfer oldum.<br />
* Spora ilk önce rehabilitasyon amaçlı başlıyoruz. Spor ailemden ayrı yaşamayı öğretti. Spora başlamadan önce ailemden yardım almaya ihtiyacım olabiliyordu. Ama şimdi dünyanın dört bir yanına yanımda kimse olmadan seyahat ediyorum.<br />
<!--more-->* Yalova küçük bir yer ve ova olduğu için şanslıyım. Arabamı bırakıp sandalyemle gezebiliyorum. İstanbul’da arabalarımızla gidip geliyoruz. Başka türlü imkansız.<br />
* Basketbol oynadığımız sandalyeler kendi ölçü ve isteklerimize göre yapılır. Tıpkı terzi gibi ölçü alınır. Bizim gibi profesyonel oyuncuların sandalyeleri 12 bin TL. Kulüp karşılamıyor bunların ücretini çünkü senden sonra gelecek oyuncuya uymayabilir o sandalye. Milli takımda karşılıyorlar. Milli takıma katılan bütün sporculara en iyi marka sandalye alındı.</p>
<p>“Hep imrenerek baktık olimpiyatlara, televizyondan açılışını izlerdik” Aytaç Ercan (Tekerlekli sandalye basketbol takım kaptanı)<br />
<!--more--><br />
* Geçen sene İsrail’de yapılan Avrupa Şampiyonası’nda ilk beşe girerek 2012 Londra Olimpiyat oyunlarına katılma hakkı elde ettik. İlk defa federasyon başkanı dahil bu kadar heyecanlı ve aktif gördüm onları, bu da beni bir sporcu olarak çok mutlu etti.<br />
* 98’den beri bu sporla uğraşıyorum. Beşiktaş’tayım. Daha önce katılmadığımız için hep imrenerek baktık olimpiyatlara. Televizyonlarda açılışı izlerdik hep.<br />
* Çocuk felci geçirdim. Sol bacağımda kısalık ve güçsüzlük var. Takımda benim gibi olanlar da var, vücudunun bir uzvu olmayan da, omurilik felçliler de.<br />
<!--more-->* Aileden sporcuyuz. Babam da futbolcuymuş. Ben de hevesliydim hep. Arkadaşlarım sayesinde bir yerden başladım, buralara geldik. İnsan ilişkilerim, hayata bakışım değişti.</p>
<p>“Babam da emekli olup judoya başladı” Duygu Çete (Görme engelliler judo)</p>
<p><!--more-->* 99’dan beri judo yapıyorum. Bu yıl ikinci kez katılacağım.<br />
* Benim ablam da judocuydu daha sonra antrenörlüğe başladı. Ben de onun antrenmanlarını izliyordum hep. Sonra ısrar ettim başlayacağım diye. Ablamın eşi antrenörüm oldu.<br />
* Babam da emekli olduktan sonra baktı güzel bir spor o da başladı.<br />
* Engelim aslında doğuştanmış ama benimki sonradan ortaya çıktı, 15 yaşlarındayken. Başlarda görüyordum, Daha sonra gitgide kötüleşti.<br />
<!--more-->* Psikolojik danışmanlık son sınıf öğrencisiyim. Üniversiteye girmeden önce zorla da olsa okuyabiliyordum. Üniversiteye gelince sudan çıkmış balığa döndüm. Okuyamıyorum da, hocalarım da ödev veriyor sürekli. Hocalarımdan bazıları bırakmamı önerdi. Ama ben ısrarcı oldum.</p>
<p>Otobüs beklerken sporcu oldu Gülbin Su (Bedensel engelliler okçuluk)</p>
<p><!--more-->* Engelim doğuştan değil, çok küçük yaşta çocuk felci geçirdim.<br />
* 2002 yılında tesadüfen, film senaryolarını aratmayacak bir takip sonucunda okçuluğa başladım. Antakya’da otobüs bekliyordum. Önümden geçen arabayı kullanan kişi ile göz teması oldu. Aradan iki dakika geçmeden u dönüşü yaparak tekrar göz teması oldu. Beni tanıdığını düşünerek selam vermek istediğini düşündüm önce. Sonra “Ne istiyorsun?” anlamında elimi salladım. O an otobüs geldi ve bindim. Beş durak boyunca beni takip etti. Her durakta kendi arabasından inip onu fark edebilmem için tuhaf davranışlarda bulundu. Katil veya sapık olduğunu düşündüm. Elindeki kağıdı bir gencin eline tutuşturarak yanıma gönderdi. Halk otobüsü kalabalık, herkesin bakışı üzerimde. Evlenme teklifi veya tanışma diye düşündüm. Notta “Bedensel engelliler okçuluk milli takım antrenörü Muhlis Öç, beni ara’’ yazıyordu. Akşam hiç tereddüt etmeden aradım. Ertesi gün ömrümde hiç bu kadar yakın olmadığım yay ve hedef ile karşı karşıya geldim. O gün ok atmaya başladım. “40 yıldır aradığım okçu sensin” dedi.<br />
* Hafta sonu yayı aldığım gibi köye gittim. Saman balyalarını hedef olarak kullandım. Aradan üç hafta geçti, bana “Çankırı’ya gel” dedi. Ben aslında resim öğretmeniyim. Okul idaresinden izin almam gerekiyordu. Bahanem anneanne vefatı, bir sonraki kamp için babaanne vefatı&#8230; Sonra milli takıma seçildim.</p>
<p><!--more-->“Tüfeğim daha bir yarışma gördü. Şimdi de kısmetse olimpiyatları görecek”Çağla Baş (10 metre havalı tüfek)</p>
<p>* Ordu Belediyesi bedensel engelliler spor kulübündeyim. Milli takımdan arkadaşım Cevat Karagöl vesile oldu. Yaklaşık üç yıldır yapıyorum bu sporu. Türkiye şampiyonasına katıldığımda gelecek vaat ettiğimi söylediler. Böylece içine girmiş bulundum.<br />
<!--more-->* Doğuştan engelliyim. 11 yaşında basketbolla spora başladım. Çevrem, arkadaşlarım değişti. Her şeyden önce ruhsal olarak değişiyorsunuz. Ben önceden de sosyal bir insandım ama bu çok daha farklı.<br />
* İlk dörde girenler milli takıma girebiliyor, ben de böylece milli takıma girdim. Henüz uluslararası başarım yok, çok yeni sayılırım daha.<br />
* Bana tüfeğimi vali bey almıştı. Bir senelik tüfeğim daha bir yarışma gördü. Şimdi de kısmetse olimpiyatları görecek.</p>
<p><!--more--> </p>
<p>“Tabanca tutmayı bilmeden birinci oldum”Aysel Özgan (10 metre havalı tabanca)</p>
<p><!--more-->* Sekiz yıldır bu sporla uğraşıyorum. Bu sene olimpiyatlarda ilk 6’da olurum. Bilmiyorum, kader gösterecek. Atıcılık çok farklı bir şey, zihinsel bir spor. O gün her şeyin dört dörtlük olması lazım.<br />
* Hocalarımız bize antrenman yaptırıyor ama yeterli değilmiş gibi geliyor. Daha çok yapsak da daha iyi olsak diye düşünüyorum.<br />
* Boynumda kemik açılması vardı. 13 yaşımdayken iki kez omurilik ameliyatı geçirdim. Ameliyat sonrası felç oldum. “Kemik açılması var, ameliyat olmazsan üç ay içinde ölürsün” dediler. Şimdi çok şükür sağ kolumla tabanca atıyorum.<br />
* Atıcılığa başlamadan önce de profesyonel olmasa da rehabilitasyon için spor yapıyordum. Ama atıcılık hayal bile edemeyeceğim bir şeydi. Giresun’da Türkiye şampiyonası vardı. Oraya davet edildim. Giresun’dan katılan hiç kız yok diye gitmiştim aslında, çok da istekli değildim. Maça girdim, hiç tabanca tutmasını bilmeden birinci çıktım (gülüyor). Şans mı desek yetenek mi bilmiyorum. Sonra da bırakmadılar.<br />
<!--more-->* Başlarda ürkütücü geldiğinden çok istekli değildim. Sonra başarı geldikçe sevdim. Şimdi hoca atmayın dese de atasım var. Çok seviyorum. Bunun bana düzenli bir getirisi yok. Olimpiyata giderken maaş bağlanıyor ama ben parasal bakmıyorum zaten.</p>
<p>“Ben nasıl atacağım, tüfek çok ağır olur!” Suzan Çevik (10 metre havalı tüfek)</p>
<p><!--more-->* Sekiz yıldır bu sporu yapıyorum. 2008’de dört sporcuyla katıldık. Olimpiyatlara beş arkadaş katılacağız.<br />
* Engelim doğuştan değil. Çocuk felci geçirdim.<br />
* “Ben nasıl atacağım, tüfek çok ağır olur” derken bu zamana geldim. İlk aldığım derece beni çok onurlandırdı. Aldığım madalya, o alkışlar çok güzel bir duyguydu.<br />
* Eşim de milli sporcu. O da tüfekçi. Başlamasında benim de büyük katkım oldu tabii. O katılmayacak olimpiyatlara çünkü o daha yeni başladı sayılır. Ama çok başarılı, üç senede çok yol kat etti.<br />
<!--more-->* Spor aslında bütün insanlar için önemli ama bir engelli için çok başka bir şey. Ben de dahil olmak üzere birçok arkadaşımızın tek başına hiçbir yere gidemediğimiz oluyordu. Artık tek başına yurtdışına çıkıyoruz. Bu da bizde müthiş bir özgüven oluşturuyor. Bence spor bir engelli için başlı başına rehabilitasyon. Bütün arkadaşlarımla birlikte gümbür gümbür geliyoruz. Biz engelliler zaten hem sporda hem de sanatta kendimizi ispat ettik diye düşünüyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dc-encounter.com/bu-organizasyona-ilk-defa-bu-kadar-kalabalik-bir-kadroyla-gidiyoruz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İNME ÖLÜM NEDENLERİ ARASINDA 3. SIRADA</title>
		<link>http://www.dc-encounter.com/inme-olum-nedenleri-arasinda-3-sirada</link>
		<comments>http://www.dc-encounter.com/inme-olum-nedenleri-arasinda-3-sirada#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Apr 2012 09:50:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNME]]></category>
		<category><![CDATA[NEDENLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÖLÜM]]></category>
		<category><![CDATA[SIRADA]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Tuzu azaltmak, ölümleri azaltıyor Günlük tuz tüketiminin 1 gram azaltılması ile inmeye bağlı ölümlerde yüzde 5, kalp krizine bağlı ölümlerde yüzde 3 azalma sağlanabilir Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği Kurumsal İlişkiler Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Arıcı, günlük tuz tüketiminin 1 gram azaltılması ile inmeye bağlı ölümlerde yüzde 5, kalp krizine bağlı ölümlerde yüzde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tuzu azaltmak, ölümleri azaltıyor</p>
<p>Günlük tuz tüketiminin 1 gram azaltılması ile inmeye bağlı ölümlerde yüzde 5, kalp krizine bağlı ölümlerde yüzde 3 azalma sağlanabilir</p>
<p><span id="more-220"></span> Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği Kurumsal İlişkiler Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Arıcı, günlük tuz tüketiminin 1 gram azaltılması ile inmeye bağlı ölümlerde yüzde 5, kalp krizine bağlı ölümlerde yüzde 3, tuzun 6 gram azaltılmasıyla ise inmeye bağlı ölümlerde yüzde 23, kalp krizine bağlı ölümlerde de yüzde 16&rsquo;lık bir azalma sağlanacağını söyledi.</p>
<p> Prof. Dr. Arıcı, bu yıl &rsquo;&rsquo;Dünya Tuza Dikkat Haftası&rsquo;&rsquo;nın gündem başlığı olarak, tuzu azaltmanın inme riski üzerine olan etkilerinin seçildiğini belirterek, &rsquo;&rsquo;Çünkü tuz, hem kan basıncını yükselten en önemli belirleyici hem de hipertansiyon ve inmeye yol açan nedenler arasında birinci sırada geliyor&rsquo;&rsquo; ifadesini kullandı.</p>
<p><!--more--> Tuzun, tansiyonu yükselterek inmeye neden olması dışında, inme riskini tansiyondan bağımsız olarak da, doğrudan arttırdığını belirten Arıcı, bu nedenle fazla tuz tüketiminin, çok sayıda kişinin inme geçirmesine yol açtığını bildirdi.</p>
<p> Prof. Dr. Arıcı, Türkiye&rsquo;de Sağlık Bakanlığı önderliğinde &rsquo;&rsquo;Türkiye Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Programı&rsquo;&rsquo; başlatılarak 2011-2015 yıllarını kapsayan bir eylem planı hazırlandığına dikkati çekerek, şunları kaydetti: </p>
<p><!--more-->İNME ÖLÜM NEDENLERİ ARASINDA 3. SIRADA</p>
<p> &rsquo;&rsquo;Bu programın ilk adımı, 4 Ocak 2012&rsquo;de sofralarımıza gelen ekmeğin her 100 gramında 0.3 gram oranında tuz azaltılarak atıldı. Böylece günde 300 gram ekmek tüketen bir vatandaş, eskiye kıyasla ortalama 1 gram daha az tuz almış olacak. Tuz tüketiminin azaltılması, hipertansiyonun azalmasına, dolayısıyla inme ve kalp krizlerinin azalmasına yol açacak, böylece de hem halkımızın sağlığına, hem de ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayacaktır. Çünkü inme, gelişmiş ülkelerde ölüm nedenleri arasında 3. sırada yer alıyor.&rsquo;&rsquo;</p>
<p><!--more--> Arıcı, günlük tuz tüketiminin 1 gram azaltılmasının, inmeye bağlı ölümlerde yüzde 5, kalp krizine bağlı ölümlerde de yüzde 3 oranında düşmeye neden olacağını anlatarak, tuzun 6 gram azaltılmasında ise inmeye bağlı ölümlerde yüzde 23, kalp krizine bağlı ölümlerde yüzde 16&rsquo;lık bir azalma sağlayacağının öngörüldüğünü bildirdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dc-encounter.com/inme-olum-nedenleri-arasinda-3-sirada/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kilo ile cilt sorunları arasında da yakın ilişki var&#8230;</title>
		<link>http://www.dc-encounter.com/kilo-ile-cilt-sorunlari-arasinda-da-yakin-iliski-var</link>
		<comments>http://www.dc-encounter.com/kilo-ile-cilt-sorunlari-arasinda-da-yakin-iliski-var#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 11:27:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[da]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[var...]]></category>
		<category><![CDATA[yakın]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Fazla kilo sivilce de yapıyor Araştırmalar, kilo ile cilt sorunları arasında da yakın ilişki olduğunu gösteriyor Yüz, omuzlar, sırt ve göğüsteki yağ bezleriyle ilgili bir deri hastalığı olan akne, özellikle gençlerin kâbusu olabiliyor. Genellikle 12-18 yaşlar arasında görülen ve gençlerin bu en hassas olduğu dönemlerinde bazen psikolojik rahatsızlıklara yol açabilen akneler, kilo almaya bağlı olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fazla kilo sivilce de yapıyor</p>
<p>Araştırmalar, kilo ile cilt sorunları arasında da yakın ilişki olduğunu gösteriyor</p>
<p><span id="more-219"></span><br />
 Yüz, omuzlar, sırt ve göğüsteki yağ bezleriyle ilgili bir deri hastalığı olan akne, özellikle gençlerin kâbusu olabiliyor. Genellikle 12-18 yaşlar arasında görülen ve gençlerin bu en hassas olduğu dönemlerinde bazen psikolojik rahatsızlıklara yol açabilen akneler, kilo almaya bağlı olarak artış gösteriyor.</p>
<p> Kilo fazlalığının, hormon değişikliklerine neden olarak kanda serbest testosteron ve östrojeni artırdığını kaydeden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Coşkun Acay, bu durumun da özellikle genç kadınlarda akneyi fazlalaştırdığını söylüyor.<br />
<!--more--><br />
 Vücudun farklı bölgelerinde farklı nedenlerden dolayı akne oluşabiliyor. Gençlerde yaklaşık yüzde 20 oranında akne gözlendiğini belirten Dr. Mehmet Coşkun Acay, aknenin oluşumunu şöyle anlatıyor: “Yağ bezlerinin ürettiği sebumun, ölü hücrelerle beraber, boşaltım kanalını tıkaması, bu tıkaçlara bağlı siyah ve beyaz komedonların oluşması, yağ bezi içerisinde bulunan Propionibacterium acnes bakterilerinin aşırı üremesi, yağ bezi yapısının neticede çatlaması akne nedeni olarak açıklanmaktadır.”</p>
<p> Akneler, vücudun birçok farklı bölgesinde görülebildiği gibi kilodan dolayı özellikle kıvrım alanlarının kapalı kalmasına bağlı, sürtünme ve terleme artışı ile tetiklenen koltuk altı ve kasık bölgesinde ise büyük ve ağrılı sivilceler oluşabiliyor. Kalça bölgesindeki sivilcelerde ise kilonun yanı sıra sentetik vücudu saran giysiler de etken olabiliyor.<br />
<!--more--><br />
ŞEKERLİ GIDALARDAN UZAK DURUN</p>
<p> Fazla kilonun yanı sıra genetik yatkınlık, stres ve yoğun yağlı kozmetik ürünleri kullanımının da akneye neden olduğunu belirten Dr. Acay, toplumda yaklaşık yüzde 10 oranında görülen polikistik over (yumurtalık) hastalığında da akne ve kilo fazlalığına daha sık rastlandığını söylüyor.<br />
<!--more--><br />
 Dr. Acay, aknenin tetiklenmesini önlemek için en azından rafine edilmiş şeker ve şeker oranı yüksek gıda tüketiminden uzak durulmasını ve stres kontrolü sağlanarak daha sakin bir yaşam tarzının seçilmesini öneriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dc-encounter.com/kilo-ile-cilt-sorunlari-arasinda-da-yakin-iliski-var/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Selçuk, &quot;Tamamen tesadüf&quot;</title>
		<link>http://www.dc-encounter.com/selcuk-tamamen-tesaduf</link>
		<comments>http://www.dc-encounter.com/selcuk-tamamen-tesaduf#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Mar 2012 10:24:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA["Tamamen]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuk,]]></category>
		<category><![CDATA[tesadüf"]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Tamamen Tesadüf! fb&#8217;Lİ Selçuk Şahin, Oyuncu Burcu Pehlivan&#8217;la DVD satan bir mağazada görüntülendi. Selçuk, &#34;Tamamen tesadüf&#34; dedi.. fb&#8217;Lİ Selçuk Şahin, Oyuncu Burcu Pehlivan&#8217;la DVD satan bir mağazada görüntülendi. Selçuk, &#34;Tamamen tesadüf&#34; dedi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tamamen Tesadüf!<br />
fb&rsquo;Lİ Selçuk Şahin, Oyuncu Burcu Pehlivan&rsquo;la DVD satan bir mağazada görüntülendi. Selçuk, &quot;Tamamen tesadüf&quot; dedi..</p>
<p><span id="more-218"></span>fb&rsquo;Lİ Selçuk Şahin, Oyuncu Burcu Pehlivan&rsquo;la DVD satan bir mağazada görüntülendi. Selçuk, &quot;Tamamen tesadüf&quot; dedi. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dc-encounter.com/selcuk-tamamen-tesaduf/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Festival: Newcomers Festival</title>
		<link>http://www.dc-encounter.com/bir-festival-newcomers-festival</link>
		<comments>http://www.dc-encounter.com/bir-festival-newcomers-festival#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Mar 2012 09:55:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Festival:]]></category>
		<category><![CDATA[Newcomers]]></category>
		<category><![CDATA[Süper]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Yeni Müzikler Babylon’da! Babylon’dan Müzik Keşfetmeyi Sevenlere Axe’ın katkılarıyla Yepyeni Bir Festival: Newcomers Festival Babylon 27-31 Mart tarihleri arasında sıkı canlı performanslarıyla öne çıkan, yeni müziğin umut vaat eden gruplarını konuk etmeye hazırlanıyor. Axe’ın ana sponsorluğunda gerçekleşecek festivalde; İngiltere’nin post-endüstriyel ve drone müzik sihirbazları Factory Floor, Dubstep müziğin başarılı ismi Ikonika, İngiltere’nin ümit vaat eden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni Müzikler Babylon’da!<br />
Babylon’dan Müzik Keşfetmeyi Sevenlere Axe’ın katkılarıyla Yepyeni Bir Festival: Newcomers Festival</p>
<p><span id="more-217"></span>Babylon 27-31 Mart tarihleri arasında sıkı canlı performanslarıyla öne çıkan, yeni müziğin umut vaat eden gruplarını konuk etmeye hazırlanıyor. Axe’ın ana sponsorluğunda gerçekleşecek festivalde; İngiltere’nin post-endüstriyel ve drone müzik sihirbazları Factory Floor, Dubstep müziğin başarılı ismi Ikonika, İngiltere’nin ümit vaat eden ve sağlam performanslarıyla kısa zamanda büyük bir takipçi kitlesine ulaşan blues rock ve americana grubu Kill İt Kid, geçen yaz Babylon Aya Yorgi Soundgarden Festivali’nde başarılı performanslarıyla göz dolduran Little Fish ve görsel sanatı dark ambient ve IDM müziklerle inanılmaz bir şekilde birleştiren, gizemli ikili Stay +, müzik kaşiflerini bekliyor olacak. Gelecek vaat eden yerli grupların da katılımıyla gerçekleşecek Babylon Newcomers Festivali’nde yeni ve iyi müzik tüm hafta boyunca ön planda olacak. Newcomers Festival’de Neyse, Farfara, Solardip, Club Bangkok, The Ringo Jets, The Away Days, Men With a Plan, Mondual gibi yerli gruplarda sahne alacak. Axe’ın Ana Sponsorluğunda, Radyo Eksen’in de desteğiyle gerçekleşecek Newcomers Festivali’nin kombine biletleri 50 TL’den başlayan fiyatlarla Biletix üzerinden satışta!</p>
<p><!--more-->Babylon Newcomers Fest Program</p>
<p>27 Mart Newcomers Fest Opening Curated by Radio Eksen: Neyse, Farfara, Solardip<br />
<!--more-->28 Mart Kill It Kid / The Ringo Jets  / warm up &#038; after party Radyo Eksen Sessions<br />
29 Mart Little Fish / The Away Days<br />
30 Mart Factory Floor / Men With A Plan / After Party by Club Bangkok<br />
31 Mart Stay + / Ikonika / Mondual<br />
<!--more--><br />
Factory Floor // 30 Mart Cuma<br />
2005 yılında Londra’da kurulan Factory Floor,  Newcomers Week kapsamında Babylon sahnesinde 30 Mart Cuma akşamı sıra dışı bir performans vermeye hazırlanıyor. KaitO grubundan da tanıdığımız Nik Void’un vokalleriyle hayat verdiği grup, Londra’nın o kendine çok yakışan karanlık ve sisli yüzünü o kadar benimsemiş ve müziğine katmış ki, tarzları eleştirmenler tarafından “kıyamet sonrası müziği” olarak adlandırılıyor. NME dergisi ise grubun tarzını, yeraltı diskosunun soundtrack’i olarak tanımlıyor.  Factory Floor’un müziğinde alışık olduğumuz davul ve bas enstrümanları dışında bolca sample, synth ve loop kullanılıyor. “Bipolar” isimli parçaları sonrasında Joy Division ve The Fall gibi isimlerle karşılaştırılmaya başlayan grup, 2009 yılında CD’lerini gönderip “Wooden Box” şarkılarına remix teklifinde bulundukları Joy Division ve New Order’ın davulcusu Stephen Morris’in de dikkatini kısa sürede çekmeyi başarmış. “Wooden Box” parçasını remix’ledikten sonra Morris grubun prodüktörlüğünü üstlenmiş. 80’lerin başında müzik sahnesini egemenliği altına alan, başını Joy Division’ın çektiği post-endüstriyel akımdan oldukça ilham alan Factory Floor, karanlık müziklerini elektronik elementlerle birleştirerek günümüz sound’una ulaşıyor. Drone, elektronik ve no-wave sevenleri oldukça tatmin edecek Factory Floor performansı Babylon’da bize alışılmışın dışında bir gece yaşatacağa benziyor.</p>
<p><!--more--><br />
Ikonika  // 31 Mart Cumartesi<br />
Dubstep müziğin öncü plak şirketi Hyperdub’ın başarılı sanatçılarından Ikonika, Newcomers Week kapsamında Babylon’da sahne almaya hazırlanıyor. Gerçek adı Sara Abdel-Hamid olan Ikonika, erkeklerin hakimiyetindeki dubstep dünyasına ismini yazdırmış kadın yüzlerden biri.  2008 senesinde Hyperdub üzerinden çıkardığı &quot;Please/Simulacrum” plağıyla adını duyuran Ikonika, bunu takiben Planet Mu ve Warp Recrods’dan art arda release’ler yayınladı. Ikonika melodik synth’ler, heyecan verici davullar ve karanlık sub bass’ler üzerine kurduğu kışkırtıcı Dubstep müziğiyle öne çıkıyor. İlk stüdyo albümü olan  “Contact, Love, Want, Have” 2010 yılında piyasaya çıkaran Ikonika, The Guardian tarafından “Dubstep’i bir sonraki seviyeye götüren kadın” olarak lanse edildi ve parça prodüksiyonlarındaki stiliyle Aphex Twin’e bile benzetildi. Dubstep’in bu heyecan verici ismi Ikonika, DJ setiyle Babylon’da hareketli bir Cumartesi gecesinin daha sözünü veriyor.</p>
<p><!--more-->Kill It Kid // 28 Mart Çarşamba<br />
Şubat 2008’de İngiltere’nin Bath Spa Üniversitesi’nde düzenlenen müziğin Biri Bizi Gözetliyor’u tarzında, PJ Harvey’nin prodüktörü John Parish tarafından düzenlenen bir yarışmanın kobayı olarak müzik dünyasına garip bir giriş yapan Kill It Kid –bazen de KIK- kendi ülkeleri İngiltere ve İrlanda’nın altını üstüne getirdikten sonra şimdi de Newcomers Week kapsamında Babylon sahnesini sallamaya geliyor. Gitar ve vokalde Chris Turpin, yine vokal ve piyanoda Stephanie Ward, bassta Dom Kozubik ve perküsyonda Marc Jones’den oluşan KIK, bünyesinde Bjork ve Skunk Anansie’nin de bulunduğu One Little Indian Records ile anlaştı ve globalde ise EMI bünyesine girdi. Americana ve Blues Rock tarzında sağlam bir müzik yapan grup kendi isimlerini taşıyan çıkış albümlerinde prodüktör olarak Foo Fighters, The Gossip, The Strokes gibi isimlerle çalışan Ryan Hadlock ile çalıştı. Canlı enstrüman olarak bolca gitar ve banjo gibi aletler kullanan grup, NME ve Clash gibi basın tarafından en çok ümit vaat eden yeni gruplar arasında gösteriliyor. Austin’de her sene düzenlenen SXSW’deki sıkı performanslarıyla ilk dikkatleri çeken Kill İt Kid, Babylon sahnesine farklı bir soluk getirmeye hazırlanıyor.<br />
Stay + // 31 Mart Cumartesi<br />
Manchester çıkışlı İngiliz grup Stay+ ya da eski isimleriyle “Christian AIDS”, Matt Farthing ve Christopher Poole’dan oluşuyor. Elektronik ve deneysel tarzda ürettikleri parçaları, tartışmalara yol açan provokatif videolarla birleştirmeleriyle dikkat çeken Stay +, hem görsel hem de duyusal bir sanat icra eden sıra dışı bir grup. Stay+, performanslarında anonimlik unsurunu koruyabilmek için kendileriyle ilgili çok az bilgi veriyorlar. Anonim kalmayı o kadar ciddiye alıyorlar ki, Ağustos 2011’de yapılan BBC radyo röportajlarına sözcü olarak balon tasarımcısı Miss Ballooniverse’i gönderebiliyor ve basına sadece limitli sayıda görüntü veriyorlar. David Lynch ve Modeselektor’dan ilham aldıklarını söyleyen grup üyelerinin gizemi ve şok eden performansları kesinlikle kaçırılmayacak türden.<br />
<!--more-->Little Fish // 29 Mart Perşembe<br />
İngiliz indie-rock/garage topluluğu Little Fish, tutkulu ve içten müziklerine ek olarak 2008 yılından beri İngiltere, Avrupa ve Amerika’da verdikleri konserler sayesinde, kısa zamanda çok yol alan bir topluluk. Sahnede davul ve hammond org’un alışılmışın dışındaki birlikteliğiyle sert punk ruhunu daha duygusal melodilerle aynı potada eriten Little Fish’in ilk albümü “Baffled and Beat” ise 2010 yılında piyasaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dc-encounter.com/bir-festival-newcomers-festival/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>insan beyninin kelimeleri algılama süresi 50 milisaniye</title>
		<link>http://www.dc-encounter.com/insan-beyninin-kelimeleri-algilama-suresi-50-milisaniye</link>
		<comments>http://www.dc-encounter.com/insan-beyninin-kelimeleri-algilama-suresi-50-milisaniye#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Mar 2012 08:23:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[50]]></category>
		<category><![CDATA[algılama]]></category>
		<category><![CDATA[beyninin]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kelimeleri]]></category>
		<category><![CDATA[milisaniye]]></category>
		<category><![CDATA[süresi]]></category>
		<category><![CDATA[UEFA]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Bir kelime 50 milisaniye Bilim adamları, insan beyninin kelimeleri algılama süresinin 50-80 milisaniye (1 saniye=1000 milisaniye) olduğunu bildirdi. Sonuçları Nature dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, kelime, ses dalgası olarak kulağa ulaştıktan 50 ile 80 milisaniye sonra beyin kelimeyi algılamış oluyor. Araştırmada yer alan Berlin Hür Üniversitesi bilim adamlarından Friedemann Pulvermüller, davranış temelinde yapılan çok sayıda deneyin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kelime 50 milisaniye</p>
<p>Bilim adamları, insan beyninin kelimeleri algılama süresinin 50-80 milisaniye (1 saniye=1000 milisaniye) olduğunu bildirdi.</p>
<p><span id="more-216"></span> Sonuçları Nature dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, kelime, ses dalgası olarak kulağa ulaştıktan 50 ile 80 milisaniye sonra beyin kelimeyi algılamış oluyor.<br />
Araştırmada yer alan Berlin Hür Üniversitesi bilim adamlarından Friedemann Pulvermüller, davranış temelinde yapılan çok sayıda deneyin, insan beynindeki kelimeleri algılama sürecinin hızlı çalıştığına işaret ettiğini, ancak ilk kez fizyolojik olarak bu çalışma hızının ölçülebildiğini belirtti.</p>
<p>Bilim adamları, beynin bu alandaki algılama hızını ölçmek için magnetoensefalografi ve serpiştirilmiş kaynak lokalizasyonu yöntemini kullandı. Magnetoensefalografiyle beynin çalışırken ürettiği en ufak manyetik alanlar ölçülebiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dc-encounter.com/insan-beyninin-kelimeleri-algilama-suresi-50-milisaniye/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>45 yaş üstündekiler glokom açısından risk altında</title>
		<link>http://www.dc-encounter.com/45-yas-ustundekiler-glokom-acisindan-risk-altinda</link>
		<comments>http://www.dc-encounter.com/45-yas-ustundekiler-glokom-acisindan-risk-altinda#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2012 10:19:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[37.]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Glokom hayatınızı karartmasın Glokom, körlükle sonuçlanabilen önemli bir göz hastalığı. 45 yaş üstündeki herkes, göz tansiyonu olarak da bilinen glokom açısından risk altında 11–17 Mart tarihleri arasında kutlanan Dünya Glokom Haftası kapsamında ortak bir açıklama yapan Türk Oftamoloji Derneği ve ilaç firması MSD, glokom hastalığının tehlikeleri ve tedavi yöntemlerine dikkat çekti. Türk Oftalmoloji Derneği Başkanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Glokom hayatınızı karartmasın</p>
<p>Glokom, körlükle sonuçlanabilen önemli bir göz hastalığı. 45 yaş üstündeki herkes, göz tansiyonu olarak da bilinen glokom açısından risk altında</p>
<p><span id="more-215"></span> 11–17 Mart tarihleri arasında kutlanan Dünya Glokom Haftası kapsamında ortak bir açıklama yapan Türk Oftamoloji Derneği ve ilaç firması MSD, glokom hastalığının tehlikeleri ve tedavi yöntemlerine dikkat çekti.</p>
<p> Türk Oftalmoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. İhsan Öge, halk arasında “karasu” ve “göz tansiyonu” olarak bilinen glokomun, körlükle sonuçlanabilen önemli bir göz hastalığı olduğunu belirterek, “Glokom, gördüklerimizi beynimize ulaştıran optik sinirin (görme siniri) bir hastalığıdır. Yükselmiş göz içi basıncı görme sinirine baskı yapar ve sinir liflerinin hasar görmesine neden olur” dedi.</p>
<p><!--more--> Göz içi basıncı yüksek olan insanların glokom açısından risk altında olduğunu ve her yaştan insanın, glokom hastası olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Öge, 45 yaş üstündekilerde riskin arttığını belirtti.</p>
<p> Prof. Dr. Öge, glokomun diğer önemli risk faktörleri olarak, aile öyküsü, şeker hastalığı, göz yaralanmaları, miyopi, düşük tansiyon, retina hastalıkları, migren ve diğer hastalıklar olabileceğini söyledi. Öge &quot;Pek çok hastalıkta olduğu gibi, glokomda da erken teşhis ve daha sonra uygulanacak tedavinin başarısı, hastanın yaşam kalitesi açısından hayati önem taşımaktadır. Gözleriyle ilgili herhangi bir problemleri olmasa bile 40 yaş üstü herkesin yıllık göz kontrollerini yaptırmalarını mutlaka öneriyoruz” dedi. </p>
<p><!--more-->GENETİK GEÇİŞ ÖNEMLİ</p>
<p> Ailede glokom öyküsü olanlarda bu yaş sınırının 25 olacağını ve glokom hastalığında, hastanın tedaviye uyumunun, başarı için esas olduğunu vurgulayan Öge, dünya üzerinde körlüğün ikinci sebebi olarak gösterilen glokomun erken teşhis ve tedavi ile önlenebilir bir hastalık olduğuna da dikkat çekti.</p>
<p><!--more--> Glokom dünya genelinde 60 milyonu aşkın insanı etkiliyor ve 2020 yılında bu rakamın 79 milyonun üzerine çıkacağı tahmin ediliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dc-encounter.com/45-yas-ustundekiler-glokom-acisindan-risk-altinda/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>45 yaş üstündekiler glokom açısından risk altında</title>
		<link>http://www.dc-encounter.com/45-yas-ustundekiler-glokom-acisindan-risk-altinda</link>
		<comments>http://www.dc-encounter.com/45-yas-ustundekiler-glokom-acisindan-risk-altinda#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2012 10:19:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[45]]></category>
		<category><![CDATA[açısından]]></category>
		<category><![CDATA[glokom]]></category>
		<category><![CDATA[üstündekiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Glokom hayatınızı karartmasın Glokom, körlükle sonuçlanabilen önemli bir göz hastalığı. 45 yaş üstündeki herkes, göz tansiyonu olarak da bilinen glokom açısından risk altında 11–17 Mart tarihleri arasında kutlanan Dünya Glokom Haftası kapsamında ortak bir açıklama yapan Türk Oftamoloji Derneği ve ilaç firması MSD, glokom hastalığının tehlikeleri ve tedavi yöntemlerine dikkat çekti. Türk Oftalmoloji Derneği Başkanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Glokom hayatınızı karartmasın</p>
<p>Glokom, körlükle sonuçlanabilen önemli bir göz hastalığı. 45 yaş üstündeki herkes, göz tansiyonu olarak da bilinen glokom açısından risk altında</p>
<p><span id="more-214"></span> 11–17 Mart tarihleri arasında kutlanan Dünya Glokom Haftası kapsamında ortak bir açıklama yapan Türk Oftamoloji Derneği ve ilaç firması MSD, glokom hastalığının tehlikeleri ve tedavi yöntemlerine dikkat çekti.</p>
<p> Türk Oftalmoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. İhsan Öge, halk arasında “karasu” ve “göz tansiyonu” olarak bilinen glokomun, körlükle sonuçlanabilen önemli bir göz hastalığı olduğunu belirterek, “Glokom, gördüklerimizi beynimize ulaştıran optik sinirin (görme siniri) bir hastalığıdır. Yükselmiş göz içi basıncı görme sinirine baskı yapar ve sinir liflerinin hasar görmesine neden olur” dedi.</p>
<p><!--more--> Göz içi basıncı yüksek olan insanların glokom açısından risk altında olduğunu ve her yaştan insanın, glokom hastası olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Öge, 45 yaş üstündekilerde riskin arttığını belirtti.</p>
<p> Prof. Dr. Öge, glokomun diğer önemli risk faktörleri olarak, aile öyküsü, şeker hastalığı, göz yaralanmaları, miyopi, düşük tansiyon, retina hastalıkları, migren ve diğer hastalıklar olabileceğini söyledi. Öge &quot;Pek çok hastalıkta olduğu gibi, glokomda da erken teşhis ve daha sonra uygulanacak tedavinin başarısı, hastanın yaşam kalitesi açısından hayati önem taşımaktadır. Gözleriyle ilgili herhangi bir problemleri olmasa bile 40 yaş üstü herkesin yıllık göz kontrollerini yaptırmalarını mutlaka öneriyoruz” dedi. </p>
<p><!--more-->GENETİK GEÇİŞ ÖNEMLİ</p>
<p> Ailede glokom öyküsü olanlarda bu yaş sınırının 25 olacağını ve glokom hastalığında, hastanın tedaviye uyumunun, başarı için esas olduğunu vurgulayan Öge, dünya üzerinde körlüğün ikinci sebebi olarak gösterilen glokomun erken teşhis ve tedavi ile önlenebilir bir hastalık olduğuna da dikkat çekti.</p>
<p><!--more--> Glokom dünya genelinde 60 milyonu aşkın insanı etkiliyor ve 2020 yılında bu rakamın 79 milyonun üzerine çıkacağı tahmin ediliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dc-encounter.com/45-yas-ustundekiler-glokom-acisindan-risk-altinda/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

